E-Satış  
  1. No pasaran…

Tarık Toros: Hadi oradan gözüm!

Sadece bize has bir defo değil bu. Toplumda derin izler bırakmış nice insan, dünyanın pek çok yerinde öldükten sonra onurlandırılır.

Ahmet Kaya, Cumhurbaşkanlığı'nın "Kültür ve Sanat Büyük Ödülü"nü vermesiyle konuşuluyor.

Ödül üç temele dayanıyor:
-Müziği,
-Yorumu,
-Söylemiyle farklı görüşlerden çok sayıda insanı bir araya getirmesi.

Son derece doğru bir gerekçe.

Belli ki iyi takip eden birinin kaleminden çıkmış bu.

"İncinen" olacak

Nasıl ki, "başörtüsü" denilince akla "Merve Kavakçı olayı" geliyorsa... Ahmet Kaya denilince de Hürriyet'in "Ayıp Ettin Gözüm" ve "Vay Şerefsiz" manşetleri gelir.

Dönemin yayın yönetmeni ödülün açıklanmasının ertesi günü, "Bugün olsa o manşeti öyle atmazdım" dedi. "Mazeret aramak yerine o utançla yaşamayı öğrendim" diye de ekledi. Sonra da "Bana çok koydu" deyip Ahmet Kaya'nın "Bir Veda Havası" şarkısından bir dizeyle yazısını bitirdi:
"Parmak uçlarıma değen sıcaklığın/İncecik bir hayatın yarasıdır."

Kusura bakmasın, kendileri yüzlerce kez dinlediği "Saza niye gelmedin"le Ahmet Kaya'yı keşfederken biz dönüyorduk. Onun için, dizeleri yanlış alıntılaması da normal.

Doğrusu:
"Parmak uçlarıma değen sıcaklığın" değil... "Parmak uçlarına değen sıcaklık" olacak.

Asıl hata ikinci dizede... "İncecik" değil, "İncinen bir hayatın yarasıdır."

Ahmet Kaya incinmişti.

Tıpkı gurbette yitip giden diğerleri;
Yılmaz Güney, Nazım Hikmet gibi... Namık Kemal gibi... Son Halife Abdülmecid gibi... Sultan Vahideddin gibi... Prof. Dr. Esat Coşan gibi...

Yaşasaydı?

Bugün ahkâm kesmek kolay.

Şu sorulara cevap verebiliyor musunuz:
Yılmaz Güney 47'sinde öldü. Hayatta olsa 76 yaşında olacaktı. Yurduna dönmüş, dönebilmiş olur muydu?

İskenderpaşa Cemaati'nin başındaki Prof. Esat Coşan, Avustralya'da bir trafik kazası sonucu vefat ettiğinde 63'ündeydi. Yaşasa 75'inde olacaktı. Bugün, dönmek için uygun vasat var mı?

Ahmet Kaya 43'ünde gitti. Yaşasa 56 yaşında olacaktı. Dönmüş olur muydu sizce?

Bence hayır!

Belki de öte tarafta hakkında yazılanlara bakıp "Hadi oradan gözüm" diyordur.

Diğerlerini yazmadım ama... Nazım Hikmet yaşasa 111 yaşında olurdu, Rusya komünizmi terk ettiği için 88'inde kahrından ölmediyse, kendine yeni yurt bakıyor olabilirdi.

Gurbette liste kabarık!

Peki "incinen" bu "ölü" örneklerle barışırken... Listeye yenilerini eklemiyor muyuz, halihazırda...

Modaya uyup Ahmet Kaya'nın "Bir Veda Havası"ndan (Şiir: Yusuf Hayaloğlu) farklı bir dize ile bitirelim, cuk oturacak:
"Aşksa bitti...
Gülse, hiç dermedik.
Bul kendini kuytularda, hadi dal!
Seninle bir bütün olabilirdik...
Hoşça kal gözümün nuru,
Hoşça kal..."

Tarık Toros
4 Kasım 2013 / Bugün gazetesi