E-Satış  
  1. No pasaran…

Ahmet Kaya’nın mezarına gidecek

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Paris’in dünyaca ünlü Pere Lachaise mezarlığında yatan sinema sanatçısı Yılmaz Güney ve müzisyen Ahmet Kaya’yı ziyaret edecek.

Sosyalist Enternasyonel’in 14- 17 Kasım arasında düzenlenecek konsey toplantısı için yarın Paris’e gidecek olan Kılıçdaroğlu’nun, özellikle Ahmet Kaya ziyaretinin özel bir anlamı da olacak. Kılıçdaroğlu, 16 Kasım 2000’de Paris’te hayatını kaybeden Kaya’yı, ölümünün 10’uncu yılında mezarının başında anacak.

Kemal Kılıçdaroğlu, aralarında, yazar Balzac, soprano Maria Callas, besteci Chopin, yazar Moliere, şarkıcı Edith Piaf, yazar Oscar Wilde ve şarkıcı Jim Morrison gibi dünyanın önde gelen entellektüelleri ile yan yana yatan Yılmaz Güney ve Ahmet Kaya’nın mezarlarına karanfil bırakacak. Kılıçdaroğlu’nun bu adımı CHP’deki değişim sürecinin önemli göstergelerinden biri olacak.

Kılıçdaroğlu, Paris’te Sosyalist Enternasyonel Başkanı, Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreu, Avrupa Parlamentosu Sosyalist Grup Başkanı Martin Shulz, Alman Sosyal Demokrat Parti Başkanı Sigmar Gabriel, Fransa Sosyalist Partisi Başkanı Martine Aubry’le de bir araya gelecek.

Kılıçdaroğlu, Sosyalist Enternasyonel toplantısına katılan liderlerin yanı sıra, Fransız Sosyalist Partisi’nden hükümet üyesi olan Dışişleri Bakanı Bernard.
Kılıçdaroğlu, Paris’in ardından 20 Kasım’da Ankara’dan Diyarbakır’a gidecek. Diyarbakır’da vatandaşlarla bayramlaşacak olan Kılıçdaroğlu, ardından Şanlıurfa’ya geçecek. Ertesi gün Ankara’ya dönecek olan Kılıçdaroğlu’nun, programının uygun olması halinde Diyarbakır’da BDP yöneticileriyle de görüşmesi bekleniyor.

14 Kasım 2010 / Hürriyet Gazetesi


---///---


Ahmet Kaya ve Yılmaz Güney'in kabri başında... İki büyük sanatçının "sürgün" günleri ve o "sürgünde" ağır bir duygusal travma altında vefatları, bu ülke için hicrandır.

Önce Yılmaz Güney ardından Ahmet Kaya...

16 yıl arayla... Son yıllarını yaşadıkları şehirde, Paris'te yaşama veda ettiler... Bugün Pere Lachaise (okunuşu: per laşez) mezarlığında birkaç yüz metre arayla yatıyorlar...

Pere Lachaise, Paris'in en ünlü ve en büyük mezarlığı... Dünyanın da en önemlilerinden biri.

Tarihi, iki yüzyıl öncesine dayanıyor. Açıldıktan sonra, Moliere ve Jean de La Fontaine'in mezarları buraya taşınmış... Honore de Balzac (1799-1850), Maria Callas (1923-1977), Frederic Chopin (1810-1849), Auguste Comte (1798-1857), Alphonse Daudet (1840-1897), Louis Joseph Gay-Lussac (1778-1850), Antoine Lavoisier (1743-1794), Yves Montand (1921-1991), Edith Piaf (1915-1963), Simone Signoret (1921-1985) ve Oscar Wilde (1854-1900) buraya defnedilen meşhurlardan bazıları...

Pere Lachaise, listeden de görüleceği üzere düşünürleri, sanatçıları, kısaca tarihe damga vurmuş şahsiyetleri toplayan bir mezarlık.

Bizden iki mühim isim burada: Yılmaz Güney (1937-1984) ve Ahmet Kaya (1957-2000).

Öteden beri, itibarlarının iadesi ve mezarlarının taşınması konuşulur durur.

Aman sakın... Onlar artık oranın sakini ve orada yatmalılar... Tıpkı, Moskova'da yatan Nazım Hikmet gibi...

3 yıl önce... 21 Ekim 2007'de, bir Paris seyahatinde soluğu Pere Lachaise'de almıştım.

Ünlüler mezarlığı olduğu için, kapıda kroki veriyorlar. Kim nerede yatıyor, bakıyorsunuz.

Küçük krokide, Yılmaz Güney'in ismini bir çırpıda bulmuştum. Fakat Ahmet Kaya'nın ismi yoktu. Ahmet Kaya'nın yattığı noktayı bulabilmek için daha büyük bir kroki almak zorunda kalmıştım. O günlerde Pere Lachaise'in "ünlüler mezarlığı" olduğunu bilmiyordum.

İlk defa o krokilerde birbirinden meşhur isimlerin de orada yattığını görünce şöyle düşündüğümü hatırlıyorum, "Ahmet Kaya ve Yılmaz Güney, çok doğru bir yerde uyuyorlar. Kabirleri asla Türkiye'ye taşınmamalı."

Bu iki ünlü Türk sanatçının dramının dönem dönem gündeme gelmesi, yıldönümlerinde depreşmesi son derece normal. Elbette bu, onların yaşadıkları dönemde çektikleri acıları hafifletmeyecek. Ailelerinin hasretini dindirmeyecek.

Şimdi toplum, bu dramlarla yüzleşip yeni linçlere set çekmeye çalışıyor. Lakin ne yapılırsa yapılsın, bunlar kapanmayan açık bir toplumsal yara, kanamaya da devam edecek. Belki de böyle olması daha hayırlı...

Ahmet Kaya ile son röportajı yapan Eyüp Can, twitter'da yazdı. İşte sürgün psikolojisini en iyi anlatan o cümle:
-Paris'te sudan çıkmış balık gibi dolaşıyordu. O hali hâlâ gözlerimin önünde. Başka türlü nasıl özler Türkçe küfreden polisimizi...

Tarık Toros
17 Kasım 2010 / Bugün Gazetesi