1. Cem-i Cümle Zaruri orman yangınları

Dokunma Yanarsın

TEMMUZ 1992

Düzenleme: Osman İşmen
Kayıt, Mix: Sıtkı Acim
Stüdyo: Arı
 
Şarkı sözlerini görmek için başlıkların üzerine tıklayabilirsiniz.
Bu albüm hakkında görüşlerinizi bildirmek için tıklayın.
1 İÇİMDE ÖLEN BİRİ

Bana birşeyler anlat
Canım çok sıkılıyor
Bana birşeyler anlat
İçim içimden geçiyor.

Yanımdasın susuyorsun
Susuyor konuşmuyorsun
Bakıyor görmüyorsun
Dokunsan donacağım
İçimde intihar korkusu var
Bir gülsen ağlayacağım
Bir gülsen kendimi bulacağım.

Depremler oluyor beynimde
Dışarda siren sesi var
Her yanımda susmuş insanlar
İçimde ölen biri var.

Vay, vay, vay, vay, vay...

Hadi birşeyler söyle
Çocuk gözlerim dolsun
İçinden git diyorsun
Duyuyorum gülüm
Gideceğim, son olsun
İçimde soluyorsun
İki can var içimde
Korkular salıyorsun üstüme korkular
Her an başka biçimde.

Yanımdasın susuyorsun
Susuyor konuşmuyorsun
Bakıyor görmüyorsun
Dokunsan donacağım
İçimde intihar korkusu var
Bir gülsen ağlayacağım
Bir gülsen kendimi bulacağım.

İçimde soluyorsun
İki can var içimde
Korkular salıyorsun üstüme korkular
Her an başka biçimde.

Depremler oluyor beynimde
Dışarda siren sesi var
Her yanımda susmuş insanlar
İçimde ölen biri var.

Vay, vay, vay, vay, vay...

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya
2 DOKUNMA YANARSIN

“Çocukluğum çıraklıkta geçti kir pas içinde
Gençliğim korsan yürüyüşlerde eylemlerde
Hapse erken düştüm, copla erken tanıştım
Küçük voltalardan bıktım usandım
Şimdi uçsuz bucaksız ovalarda
Adımlarımı saymadan
Geriye dönüp bakmadan, usanmadan, bıkmadan
Deli taylar gibi koşmak istiyorum
Ve görüyorsun ki aşkı beceremiyorum
Beni kendi halime bırak yavrucum
Ben yolumu nasıl olsa bulurum”

Upuzun cayırlarda yalınayak koşmak istiyorum
Saçlarım rüzgara konuk yüzüm dağlara dönük
Göğsümün çeperini ölümle sınayan esaret
Ve yüreğimi yararcasına zorlayan cesaret
Kıyasıya vurşsun, vuruşsun istiyorum
Koşmak... koşmak istiyorum sevgilim, koşmak istiyorum
Dönemezsem beni affet...
Kıyasıya vursun, vursun istiyorum
Koşmak istiyorum sevgilim, koşmak, koşmak...
Dönemezsem beni affet...

Firarilerin uzmanı olmuşum
Bütün istasyonlarda afişim durur
Beni bir çocuk bile vurur
Dokunma bana fişlenirsin
Dokunma bana ellerin tutuşur
Dokunma bana çıldırırsın
Dokunma bana sende yanarsın.

“Koşmak egzozların molozların yağmaların kıyısından
Onca insafsızlıkların, onca haksızlıkların
Manzarasızlıkların, parasızlıkların, Allahsızlıkların kıyısından
Kimseye ve hiçbir şeye değmeden
Ciğerlerimi yok edercesine koşmak istiyorum.
Yerken içerken, meşk ile kendinden geçerken birileri
Namlunun ucunu görünce sıvışırken birileri
Birileri ölüp, birileri nutuk atarken köşe yazılarında
Kavga etmeden, bir daha tutuklanmadan
Ve küfür etmeden
Kafamı kırarcasına koşmak istiyorum”

Avucunu son bir defa ağlamadan tutmak istiyorum
Gözlerim yüzüne küskün sazım sevgine suskun
Saatti ayrılığa kurmuşum olmaz teslimiyet
Ziyan aklımı senle bozmuşum
İçerim felaket
Kurşunlara geleyim, geleyim istiyorum
Ölmek, ölmek istiyorum, ölmek istiyorum sevgilim
Sağ kalırsam affet...
Kurşunlara geleyim, geleyim istiyorum
Ölmek istiyorum sevgilim, ölmek, ölmek...
Sağ kalırsam affet...
Firarilerin uzmanı olmuşum
Bütün telsizlerde adım okunur
Beni bir çocuk bile bulur
Dokunma bana çıldırırsın
Dokunma bana ellerin tutuşur
Dokunma bana fişlenirsin
Dokunma bana sende yanarsın...

Söz: Yusuf Hayaloğlu
Müzik: Ahmet Kaya
3 TIKA BASA PASTIRMA

-Rakı’ ya Methiye-

Yokluğunun nedeni alfa silindir canım
Antibiyotikler ve saatler ne kadar dakiktirler
İçmesem olmaz
Yokluğunun tünelinden dört gün, dört gece geçtim
Rüyalarımda yanımdaydın hep seni içtim
Kaç şehir geçtim ama olmuyor ki!
Sigaramda seni istiyor annem nerde diyor
Ağlıyorum sesli sesli hem de çok sesli.

Ağzı tıka basa dolu pastırma
İçe dışa başa kıça kar yağıyor
Ona buna şuna bana laga luga etme
Buralara oralara ar yağıyor

Bak akşam oldu yine içime bir kurt düştü
Atsam kendimi barlara
İçi dolu bardaklara bir içsem, bir içsem
Seni görsem
Bahanemsin zaten tek bahanemsin
Sığındığım yoksul hanemsin
Sanki annemsin olmasam ölecek misin?

Pazar, pazartesi, salı sondu
Piyongo başıma boktur başıma bir güvercin kondur
İşe, işe boşver işe çalış malış koştur.

Meyhaneci Memo etrafı çok acayip kesiyor
Dikran gene aşk kendinden geçiyor
İnsanlarda bu akşam ne biçim içiyor
Hadi sende iç
Sende iç
Piç...

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya
4 BÖYLE BİR SEVMEK

Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Yağmur giyerlerdi sonbaharla bir
Azıcık okşasam sanki çocuktular
Bıraksam korkudan gözleri sislenir.
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular,
Böyle bir sevmek görülmemiştir.

Hayır sanmayın ki beni unuttular
Hala ara sıra mektupları gelir
Gerçek değildiler birer umuttular
Eski bir şarkı, belki bir şiir.
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular,
Böyle bir sevmek görülmemiştir.

Yalnızlıklarımda elimden tuttular
Uzak fısıltıları içimi ürpertir
Sanki gökyüzünde bir buluttular
Nereye kayboldular şimdi kim bilir.
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular,
Böyle bir sevmek görülmemiştir.

Söz: Attilâ İlhan
Müzik: Ahmet Kaya
5 BİR ANKA KUŞU

Yüzlerce soğuk namlu üzerime çevrildi
Yüzlerce demir tetik aynı anda gerildi
Anne, beni söğüdün gölgesinde vurdular
Öpmeye kıyamadığın oğlun yere serildi.

Üşüştü birer birer çakallar üzerime,
Üşüştü her bir yandan göğsüme, ciğerime.
Anne, beni leş gibi yiyip talan ettiler,
Teşhis edilmek için savurdular önüne.

"Yeryüzündeki acıların
Hepsini, hepsini tattım
Heder oldum, ekmeğime tütün kattım
Beni milyon kere yaktılar üst üste
Bir Anka kuşu gibi anne
Kendimi külümden yarattım.”

Geceler tanır beni; konarım göçerim ben
Geceler tanır beni; kan damlar içerim ben
Anne, sen beni unut karanlığın bağrında
Kırmızılar ekerim, siyahlar biçerim ben.

Suçüstü yakalandım bölüşürken kalbimi
Suçüstü, kelepçeyle yardılar bileğimi
Anne, ben diyar diyar umudun savaşçısı
Bir tutam sevgi için dağladım gözlerimi.

”Promethus' tum, çiviyle çakılırken taşlara
Ciğerimi kartallara yedirdim
Spartaküs'tüm, köleliğin çığlığında
Aslanlara yem oldum, tükendim
Kör kuyuların dibinde Yusuf'tum
Kerbela çölünde Hüseyin
Zindanlarda Cem Sultan, sehpada Pir Sultan
Kaçıncı ölmem, kaçıncı dirilmem bu
Tanrılardan ateş çaldım
Yüzyıllarca tutuştum, üst üste yandım.
Bir Anka kuşu gibi anne, bir anka kuşu gibi
Kendimi külümden yarattım.”

Söz: Yusuf Hayaloğlu
Müzik: Ahmet Kaya
6 RİNNA RİNNAN NAY

Melengecin dalında çifte sığırcık diley, çifte sığırcık
Ciğerime ateş değdi öley diley, öley gencecik
Zehir pamuk ırgatlığı gavur gündelikcilik
Rinna-rinna-nay-nay, yüreğim bölündü lay
Damarlarım delindi kan gider kan gider.

Melengecin dalında cifte saksağan diley, cifte saksağan
Boynumda dönüp batır öley diley şol kahpe devran
Ağlarım bir yandan, kan kusarım bir yandan
Rinna-rinnan-nay-nay, ellerim kırıldı lay
Gözüm seli duruldu kum gider kum gider.

Melengecin dalında çifte güvercin diley, cifte güvercin
Eğnimde göynek yok öley diley, ayağım yalın
Ölürsem kahrımdan ölduğüm bilin
Rinna-rinnan-nay-nay, yollarım kapandı lay
Bulutlar parcalandı gün gider gün gider.

Melengecin dalında cifte ispinoz diley, cifte ispinoz
Azıktan yetimim öley diley, katıktan öksüz
Dirliksiz düzensiz hanidir hürriyetsiz
Rinna-rinnan-nay-nay, künyemiz yazıldı lay
Kervanımız dizildi can gider can gider.

Söz: Attilâ İlhan
Müzik: Ahmet Kaya
7 BİZ ÜÇ KİŞİYDİK

Biz üç kişiydik; Bedirhan, Nazlıcan ve ben
Üç ağız, üç yürek, üç yeminli fişek...
Adımız bela diye yazılmıştı dağlara taşlara
Boynumuzda ağır vebal, koynumuzda çapraz tüfek.

El tetikte kulak kirişte ve sırtımız toprağa emanet
Baldıran acısıyla ovarak üşüyen ellerimizi
Yıldız yorgan altında birbirimize sarılırdık
Deniz çok uzaktaydı ve dokunuyordu yalnızlık.

Gece uçurum boylarında, uzak çakal sesleri
Yüzümüze, ekmeğimize, türkümüze çarpar geçerdi
Göğsüne kekik sürerdi Nazlıcan, tüterdi buram buram
Gizlice ona bakardık, yüreğimiz göçerdi.

Belki bir çoban kavalında yitirdik Nazlıcan' ı,
Ateşböcekleriyle bir oldu kırpışarak tükendi.
Bir narin kelebek ölüsü bırakıp tam ortamıza,
Kurşun gibi, mayın gibi tutuşarak tükendi...

Oy Nazlıcan vahşi bayırların maralı
Nazlıcan saçları fırtınayla taralı
Sen de böyle gider miydin yıldızlar ülkesine
Oy Nazlıcan... oy canevinden yaralı.

Nazlıcan serin yayla çiçeği
Nazlıcan deli dolu heyecan
Göğsümde bir sevda kelebeği
Nazlıcan ah Nazlıcan...

Artık yenilmiş ordular kadar eziktik, sahipsizdik
Geçip gittik, parka ve yürek paramparça
Gerisi ölüm duygusu, gerisi sağır sessizlik,
Geçip gittik, Nazlıcan boşluğu aramızda.

Bedirhan'ı bir gedikte sırtından vurdular
Yarıp çıkmışken nice büyük ablukaları
Omuzdan kayan bir tüfek gibi usulca
Titredi ve iki yana düştü kolları.

Ölüm bir ısırgan otu gibi sarmıştı her yanını
Devrilmiş bir ağaçtı ay ışığında gövdesi
Uzanıp bir damla yaş ile dokundum kirpiklerine
Göğsümü çatlatırken nabzımın tükenmiş sesi.

Sanki bir şakaydı bu, birazdan uyanacaktı,
Birazdan ateşi karıştırıp bir cigara saracaktı
Oysa ölüm sadık kalmıştı randevusuna ah
O da Nazlıcan gibi bir daha olmayacaktı.

Ey Bedirhan; katran gecelerin heyulası,
Ey Bedirhan; kancık pusuların belası
Sen de böyle bitecek adam mıydın, konuşsana...
Ey Bedirhan ey mezarı kartal yuvası.

Bedirhan mor dağların kaçağı
Bedirhan mavi gözleri şahan
Zulamda suskun gece bıçağı
Bedirhan ah Bedirhan.

Biz üç kişiydik
Üç intihar çiçeği
Bedirhan, Nazlıcan ve ben
Suphi...

Söz: Yusuf Hayaloğlu
Müzik: Ahmet Kaya
8 SÜRGÜN ACISI

Tarifi imkansız acılar içindeyim
Gurbette akşam oldu yine rüzgar peşindeyim
Yurdumdan uzak yağmurlar içindeyim
Akşam oldu sürgün susuyor.

Dönecekler bir gün
Alkırlara, bozkırlara güneşi sunacaklar
Yanacaklar, yanacaklar ama
Bir daha yalnız kalmayacaklar
İki gözüm kör olsun.

Tarifi imkansız sancılar içindeyim
Gurbette akşam oldu yine rüzgar peşindeyim
Yurdumdan uzak yangınlar içindeyim
Akşam oldu sürgün ağlıyor...

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya
9 MERHABA

Yağmur yağsın isterdim bu sabah
Merhaba soylu sevdam, merhaba
İpil ipil düşsün betona
Merhaba sevgili vatan, merhaba.

Ve üç gece güvercini
Nazlı nazlı uçsun buluta merhaba
Bütün sabahların bu saati
En fazla sevdiğim vakit
Son kez; merhaba...

Söz: A. Hülya Özzümrüt
Müzik: Ahmet Kaya
10 KENAR MAHALLELİ

Bir kenar mahalleliyim
Mecburen parasızdır ceplerim
Fabrikada satılık sendika
Ağzımı açsam sokaktayım.

Bir kenar mahalleliyim
Mecburen kavga ederim
Markette köpek öldüren şarabı
Bekçilerle naralı gecedeyim.

Bir kenar mahalleliyim
Mecburen kılıksız gezerim
Beyoğlu’ nda pupa yelken polisler
Rüzgarına değer sopa yerim.

Bir kenar mahalleliyim
Mecburen uzaktan severim
Ev önlerinde babalar
Kızlarına baksam cinayet sebebiyim.

Söz: Süha Tuğtepe
Müzik: Ahmet Kaya
11 NEVROZ ATEŞİ

Bir acemi düşte gördüm
Ağlayan gülüşte gördüm
Güller açmıştı yeni ülke
Bayram yeriydi çarşılar
Ölüleri halayda gördüm.

Devasa ateşler yanmış
Çadır kurulmuş dağlara
Külleri savrulur durur
Karışıyor yıldızlara.

Aylar boyu yollar gittik
Kanal boyunca sınır boyunca
Ay ışığı şamdan değil
Ölüm olunca, ölüm olunca

Devasa ateşler yanmış
Çadır kurulmuş dağlara
Külleri savrulup durur
Karışıyor yıldızlara.

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya
12 BİR MİNİK KIZ ÇOCUĞU

Ona her gün rastlardım, kuyruğun bir ucunda
Bir minibüs parası, sımsıkı avucunda

Uykusuna doymamış, kırpışan gözleriyle
Anlarsa baktığımı, başı inerde öne.

Bildiğim kadarıyla ölmüş anne babası
Okulundan koparıp işe koymuş ablası

Ne rüyalar görürdü kim bilir yol boyunca
Hep gülümserdi yüzü ansızın uyanınca.

Bir minik kız çocuğu, saçları darmadağın
Yollarda yalın ayak üşür.. üşür... üşür elleri...

Meraklandım bir kaç gün durakta görmeyince
Tanıyanlar söyledi inanmadım ilk önce.

Dalmış bir gün rüyaya mavi önlük içinde
Fabrika değil sanki, bir okul bahçesinde.

İşte o an dişliler kapmış iki elini
Böyle ödemiş yavrum rüyanın bedelini.

Tebessüm donup kalmış ağzının kenarında
Solu vermiş minik kız henüz ilk baharında.

Bir minik kız çocuğu, bir minik kuş yüreği
Ölümün kucağında üşür... üşür... üşür elleri...

Söz:Yusuf Hayaloğlu
Müzik: Ahmet Kaya

Hoşgeldiniz


 
    Sitede 0 üye ve 71 misafir var.

esatis

CD

son yorumlar

  • Duyuru ve Haber (9)
  • Bu kez polisin ‘b... (33)
  • Hürriyet'in Gecey... (5)
  • 20 Ahmet Kaya dah... (24)
  • Ahmet sabırlı ols... (10)
  • Kesik kolun yerin... (6)
  • Basından Satırlar (18)
  • Basından Satırlar (3)
  • Göçmene anadili s... (16)
  • Ahmet Kaya neden ... (9)