Müzikten hâlâ korkuyorlar;
İnsanlar milyon yıllar önce daha konuşmayı öğrenmeden şakrı söylüyorlardı. Bu yüzden şarkı söylemek her zaman iktidarları ürkütmüştür. Şarkı söylemek ve müzik, Erick Hobsbawm’ın saptamasıyla Türkiye gibi ‘fiyasko devletler!’de hemen her dönemde iktidarların korkulu rüyası oldu. Bu yüzden iktidarlar bir yandan müzik üzerinde oyunlar oynarlarken, diğer yandan şarkı söyleyen insanlara karşı her zaman acımasızca davrandı. Cumhuriyet tarihi de bir bakıma şarkıların ve sanatçıların yasaklanmasının tarihi olarak okunabilir. Cumhuriyet’in ilk yıllarında başlayan kılık kıyafet ve alfabe yasaklarından müzik ve sanatçılar da payına düşeni aldı. Uygur Kocabaşoğlu’nun ‘Şirket telsizinden devlet radyosuna’ adlı kitabında verdiği bilgilere göre klasik sanat müziği gerici bir müzik olduğu iddiasıyla bizzat Mustafa Kemal Atatürk’ün isteği ve Meclis’in kararı ile 1934 yılında yasaklandı. 1934 yılında klasik sanat müziğine getirilen yasak, sonraki yıllarda halk ozanlarına ve halk türkülerine kadar uzandı. Bugün de özellikle Kürt müziği ve Kürt sanatçıları başta olmak üzere etnik ve protest müzik üzerindeki yasaklar bütün hızıyla devam ediyor. Sanatçılar, bu yasaklardan ‘yakalarını!’ kurtarabilmek için ya sürgüne gidiyorlar, ya da kendi içlerinde otosansür uyguluyorlar.
Arap müziğine Türkçe söz
Cumhuriyet’in bu coğrafyanın ürettiği müziği yasaklaması ise halk arasında pek etkili olmadı. Yasaklar üzerine halk aynı müzik havzasında yer alan Arap filmlerindeki müziklere ilgi duymaya başladı. Ancak bu sefer de 1938 yılında Arap filmlerindeki şarkıların Arapça okunması yasaklanarak, bu şarkılara Türkçe sözler yazıldı. Müzeyyen Senar, Safiye Ayla, Hamiyet Yüceses gibi sanatçılar Arap müziklerine Türkçe sözler okudular. Halkın dayatmalar karşısında devletin istediği müziğe yönelmemesi baskıları da beraberinde getirdi. Müzik ve sanatçılar üzerindeki baskılar sonucu, halk jandarma zoruyla batı senfonik müziği dinlemeleri için zorla salonlara tıkıldı. Cumhuriyet sadece sanat müziğini yasaklamakla kalmadı. 1950’lerde Menderes hükümeti döneminde, kırdan kente göç geleneksel halk ozanlarının da kentlerde yoğunlaşmasına neden oldu. Halk ozanları kentte müziğini hem teknik ve hem de içerik olarak zenginleştirdi. Buna koşut olarak ozanın ele aldığı konular da boyut değiştirip sosyal ve siyasal içerik kazanmaya başladı. İşsizlik, umutsuzluk, tutunamama, politik sorunlar, gelir dağılımındaki adaletsizlik ozanların türkülerine yansımaya başladı. 1950’li yıllarda opera eğitimi almış bir sanatçı olan Ruhi Su halk türkülerini kent ağzı ile söyleyip göç etmiş genç kuşaklarla birlikte geleneksel kentsoylu kesime de bu türküleri dinletti. Sol ideoloji ile de ilişkili olan Ruhi Su’nun bu tavrı da müziğinin yasaklanmasına ve 1952’de tutuklanmasına neden oldu.
Ahmet Kaya olgusu
Toplum da politik bilinç geliştikçe ozanlar ve sanatçılar da buna paralel bir misyon üstlendi. 1960’lara gelindiğinde Avrupa’daki ‘68 gençliğinin özgürlük isyanı Türkiye’de de siyasi karşılığını bulurken, müzik de bu gelişmelerden etkilendi. Aşık Mahzuni, Aşık İhsani gibi halk ozanları bu dönemde çeşitli yasaklarla karşılaştılar. Bunda Alevi-Bektaşi geleninin muhalif söyleminin etkisi olduğu gibi sol ideolojik yapı ile bu kesimin aydın ve sanatçılarının kurmuş olduğu ilişki ve ittifak da belirleyici oldu. Bu yıllırda Cumhuriyetin her döneminde ise varlığı sürekli inkar edilen Kürtler ve Kürtçe nedeniyle Kürt müzik sanatçılar da hep yasaklıydı. 70’li yıllarda ise Batıda nasıl Bob Dylan, Joan Baez, Pink Floyd varsa Türkiye’de de benzer isim ve gruplar ortaya çıkmaya başladı. Bu süreçte Selda Bağcan, Cem Karaca, Moğollar, Ozan Emekçi, Fuat Saka ve Ali Asker gibi müzisyenler, devrimci müzikleri nedeniyle çeşitli yasaklara ve tutuklamalara mağruz kaldılar ve bunların çoğu ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Yine bu dönemde söylediği Kürtçe şarkılarla dikkat çeken Şivan Perver gibi Kürt ozan ve sanatçıları da sürgüne gitmek zorunda kaldılar. 1980 askeri darbesinin ardından parlamenter sisteme geçilmesi de müzik yasağının son bulmasına neden olmadı. Bu dönemde bir olgu olarak protest müziğe damgasını vuran Kürt ozan Ahmet Kaya da baskı ve yasaklardan payına düşeni aldı. Medyanın da destek olduğu ırkçı bir histeriyle sürgüne gitmek zorunda kalan Ahmet Kaya’nın toplatılan, yasaklanan kasetleri, konserleri egemenlerin müzikten korkusunun da göstergesiyle. Ahmet Kaya’da bir çok Kürt müzisyeni gii sürgünde yaşamını yitirdi. Türkiye’de bugün de Grup Yorum, Grup Kızılırmak ve Kürtçe müzik yapan sanatçılar üzerinde baskılar ise halen sürüyor.
SEYDA BEKRİ
Bu yazı 25 Şubat-2 Mart 2008 tarihli Toplumsal Demokrasi gazetesinde yayınlanmıştır…
Bu konu geç onaylandığından dolayı aşağıya kaymıştır, o nedenle yukarı taşıyıp sizlerinde okumanızı tavsiye ettim değerli arkadaşlar. Ne yazıkki Sevgili Ahmet Kaya’nın ismini özelleştirmeyi unuttum! Çünkü bu konu sevgili Ahmet Kaya’ya değiniyordu. düzenle bölümü olsaydı özelleştirirdim ismini.
Merak ediyorum; Bu konu gözlerden kaçtığı içinmi ana sayfaya taşınmadı yoksa? Cevabını öğrenebilirmiyim sayın Admin?
Bu Link’te özellikle Ahmet Kaya’nın ismi vurgulanıyor burdan aldım. Copy/Paste :)
http://www.ozgurgundem.org/haber.asp?haberid=48326
SEVGİLER…
devrimci ozanlar üzerindeki bu baskı her dönemde vardı.malesef hala da devam ediyor.sürgünler,yasaklar ve daha bir çok gerici uygulama nedeniyle çok sevdikleri ülkelerden yıllarca ayrı kaldılar.
bu ülkenin devrimcileri hasta olduğu halde yurt dışına çıkamayan ruhi su’yu,işkenceler,hücreler yüzünden hastalanan aşık mahsuni şerif’i,sürgünde vatan hasretiyle aramızdan ayrılan ahmet kaya’yı,yıllarca kasetleri konserleri yasaklanan grup yorum’u,hozan dino’yu,ozan emekçiyi ve daha bir çok emekçi sanatçıyı unutmayacaktır.
gerici faşistlerde yaptıklarından utandıkları gün insan olmaya başlayacaklar…
Tum temennimiz ve tum amacımız, dedigin gerici faşistlerin yapıklarından utanması icin, Ama hiç mi hiç umamıyorum boyle bir sonu; cunku oyle bir gerici, faşist, emparyilizm soytarılıgıdır ki, artık kat kat deriden olusmus bir yuze sahipler, o yuzden hiç bir utancları kızartamaz onların yuzunu…
Tesekkur Asi yazı icin. Ne kadar acı, nasıl bir akıl almaz zihnyettir degilmi? Her ismini, kimligini soyliyene; işkenceler, surgunler yasatmak, yasaklarla “isimlerini,kimliklerini” degistirmeye calısmak!. Ne kadar acı!..
| Başlık | Yazan | Cevap | Son Cevap |
1 |
3 gün önce |
||
16 |
4 gün önce |
||
6 |
4 gün önce |