Yapılan son Gözaltıları Gündemi oldukça meşgul etti..
Yavaş yavaş kimin kim olduğu ortaya daha iyi bir şekilde çıkmaktadır.. Bakalım Bu büyük olayın ucu nereye ve kimlere kadar dayanacak. Bu gözaltılarını kınayanlarında olduğunu gördüm televizyonda; doğrusunu söylemek gerekirse acıdım bu insanlara. Hala nuh diyor peygamber demiyorlar, (.Gözleri Var Gözrmezler Kulakları Var Duymazlar, misali.) Cumhuriyet mitinglerinde sahte Cumhuriyetçiler tarafından kullanıldıklarını ya düşünemiyorlar yada inanamıyorlar. Yazıkki bu milletin beynini çok kötü bir şekilde yıkamışlar. Bütün büyük sorunların sorumluları yakalanıyor ama bir takım kesim bunu kabullenemiyor, buna inanmak istemiyorlar. Tez zamanda herşeyin daha iyi bir şekilde ortaya çıkmasını temenni ediyorum. Nedense hep şüphelendiğim kişiler gözaltına alınıyor.
Bu Ülke ile daha fazla oyun oynayamayacaksınız cuntacı çocuklar. Birazda Siz (.Geçmiyor Günler, Diyeceksiniz.)
bence bu ülkede devrimci değerlere,demokrasiye sahip çıkanlar bu meselede taraf olmamalıdır.
kimden yana olacağız ki;
demokrasiyi sadece kendi yandaşları için savunan,yargıyı siyasallaştıran,kadrolaşmanın babasını yapan akp hükümetini mi?
yoksa askeri dikta nın yamağı olan,cuntacıları,sözde laik cumhuriyetçileri mi?
biz bu oyunun bir parçası değiliz.tarafıda değiliz.
ülkenin mafyalardan,derin devletlerden,kokuşmuş bürokratik ilişkilerden ve tüm pisliklerden kurtulmasını elbette istiyoruz ama bunu isterken kendi derin devletini kuranlara da çanakçılık yapmamalıyız.
Elbette ki ulusalcı-diktacı kemalistler ile, başını akp yardakçısı ikinci cumhuriytçilerin çektiği sözde demokrasi yanlısı ABD emperyalizminin, bu ülkeyi tam bir buhrana sürükleyen kör döğüşlerinde biz bir tarafın temsilcisi değiliz…
Sevgili asi, yenişafak gazetesinin..yok hayır sabah gazetesinin…yok yok hürriyet gazetesinin…olmadı star gazetesinin…hayır hayır posta gazetesinin…tüm bu gazetelerin köşebaşlarında hükümet aleyhinde tek bir yazı bile yazmaya cesaret edemeyen, karanlıklar içinde boğulan, bu alaşağı edilesi raydan çıkmış düzenin parçası haline gelmiş sözde aydınların…fehmi koruların…nazlı ılıcakların…cengiz çandarların…hasan cemallerin…ağızları ile yazdığın yukarıdaki yazıyı okuyunca…
Dengir mir mehmet fırat aklıma geldi…türbanın üniversitelerde serbest bırakılmasını onaylamayan anayasa mahkemesine ateş püsküren, büyük bir hınçla saldıran…sonra soruşturma kapsamında mustafa balbayın ve bazı emekli generallerin gözaltına alınmasını da “yargı kararlarına müdahil olmamalıyız” diye geçiştiren dengir mir mehmet fırat…senin çok sevdiğin başbakanın aklıma geliverdi…dtp ye kapatma davasını destekleyen sonra akp ye açılan davayı ise “tarih bunları affetmeyecek” diyerek önüne gelen devlet kurumuna saldırmaya başlayan başbakanın…
Benim şimdi bahsedeceğim bu operasyonun haklılığı veya haksızlığı değil…son 6 yılda çöken nedir..?
Hiçbir kuvvettanımaz akp iktidarı esnasında son 6 yılda bu ülkenin tarımı çökmüştür…cari açığı çökmüştür…ekonomisi çökmüştür…son yapılan zamlar ile emekçinin bütçesi çökmüştür…insanların geleceklerine olan güvenleri tamamen çökmüştür…fakat esas büyük tehlike kapıdadır…hukuka olan güven, sağolsun kavgasız olduğu hiçbir kurum bırakmayan, 6 yıl boyunca çifte standartlığın daniskasını gösteren akp sayesinde çökmek üzeredir…
Elbette AKP’nin yandaşı değilim, ancak Demokrasinin yandaşı olmak isterim. AKP’yi gözümüzden uzaklaştıran CHP değilmidir? Aptal siyasetini yaparak gündemi sık sık meşgul edip AKP’nin zaaflarını örtmektedir, resmen prim kazandırıyor onlara.
Benim açtığım konu AKP ile ilgili değildi, konuyu açarken bu partinin ismini hiç yazmadım. Ancak başta Kürt Sorunu olmak üzere tüm büyük sorunların sorumluları yakalanmaktadır. Bu işin ucu Deniz Baykal’a, hatta Anayasa Mahkemesi üyelerine kadar dayanırsa kimse şaşırmasın! Öncelikli dileğim bir an önce bu pisliklerin aramızdan temizlenmesidir.
Mahir hocam; bu çete çökertildi diye AKP’ye helal olsun demiyorum merak etmeyin, AKP’lide değilim zaten ne diye AKP’ye sempati duyayım, az çok bende ne olduklarını bilmiyormuyum?. Ben Demokrasiyi konuşup Demokrasiyi savunmak isterim.. Tarımdan söz ediyorsunda daha düne kadar tarım geçen seneye oranla yükselişteydi?
Milliyet ve bazı diğer gazeteleri eskisi gibi okumuyorum, çünkü sevmiyorum, sürekli karşı tarafın kusurlarını ve yanlışlarını yazıyorlar. Hasan Cemal’i netten takip ederim ara sıra. Taraf gazetesini hergün okumaya başladım, oldukça düzgün haberler aktarmaktadırlar bize..
Dostça
Taraf ı okurum Milliyetten de Çetin Altan, Can Dündar, Hasan Cemal ve Derya Sazak. Bakalım Çetin altan ın da dediği gibi enseyi karartmayalım. Bir gün göreceğiz… Nazım hikmet, Deniz Gezmiş ler, Yılmaz Güney ve Ahmet Kaya gibi gerçek efsaneler başta olmak üzere Sivas katliamı gibi sayısız katliamda can veren kahramanlarımızın cesur mücadelesi boşa çıkmayacaktır.
Ortada kaldık gelişmeleri bekliyoruz.Umarız bu itişme pazarlığa dönüşüp yarıda kalmaz.Tüm pislikler çıksın ortaya, arınsın.Tek isteğim şimdilik onun bunun içeri girmesi değil de şu askeri anayasanın bir an önce genişletilmiş olarak kürt sorunu dahil olmak üzere sivilleştirilmesi.Çünkü kanunlar değişmedikçe de bu adaletsizlik devam edebiliyor.Akp nin derin devleti, derin devletin hoş gözüken ulusalcıları da akp yi hedef alıp uğraş veriyorlar.Sözde vatan sevdalısı bu ulusalcılara destek veren mitingler yapan insanlarımıza da anlam veremiyorum.Bu da ayrı bi konu.Adaletten bahsediyorlar, soldan bahsediyorlar ama hala daha askeri yönetimi savunuyorlar.Tahammül edemediğim de bu.
Onlar ölümsüzdür…
Hepinize selam olsun…
Bozuk düzen patlak verdi işte… İnsanlar neye nasıl güveneceği şaşırdı bu ülkede… Üste okuğum yorumlara katılmamak mümkün değil. Ancak bekleyip göreceğiz sonucu… Kim ne yapıyorsa cezasını çekmeli ancak bu hiç bir zaman böyle olmadı malesef ki ülkemizde… Yanlız hiç yoktan yere insanları kirletmek de etik olmaz. Neyse bekleyeceğiz.. Şuan için gözaltına alınan kişiler hakkında yorum yapmak çok da sağlık olmaz… Dediğiniz gibi bende taraf değilim.
-“20 Ocak 2004: “Hava Kuvvetleri Komutanlığı’ndaki toplantıda, Jandarma Genel Komutanı ‘bir an önce bu işi yapalım’ şeklinde konuşuyordu. Dayanamadım, planlamayı 23 Ocak’tan sonra yapabileceğimizi birkaç kez tekrar ettim; ağzı kapandı.”
- 3 Şubat 2004: ”...Hava Kuvvetleri Komutanı ve Jandarma Genel Komutanı, 10 Mart’ta ihtilâl yapalım diye bastırmaya başlamışlar. Kara Kuvvetleri Komutanı onları şimdilik frenlemiş, zamanın uygun olmadığını söylemiş.”
- 29 Şubat 2004: “Kara Kuvvetleri Komutanı ile görüştüm. Dün yapılan toplantıdan rahatsız olduğunu, Şener’in başka işler peşinden koştuğunu, İbrahim’in ise saf ve ne istediğini bilmez halde olduğunu anlattı. Bilhassa Şener’in, Yaşar’ın (Büyükanıt’ın) önünü kesmek için her türlü angajmana girdiğini, utanılacak senaryolar peşinde olduğunu söyledi.”
- 1 Mart 2004: “19.30’da Gölbaşı tesislerinde buluştuk. Kara Kuvvetleri Komutanı’yla ben biraz gergindik. Jandarma Genel Komutanı sözü, ikide bir oraya getirip, ‘Bu işi ne zaman yapacağız’ diyordu. Bazen süreyi uzatmanın en iyi çözüm yolu olduğunu söyleyince suratı asılıyordu…
Ve daha neler neler söylenmiş. Gerçekten ürkütücü bir tablo. Bunlar nasıl insanlar!
Neden her taşın altından darbe yapılacağına dair haberler çıkıyor?
Bu oprerasyonla da 7 Temmuz´da darbenin yapılması için uygun ortam(!) yaratılmaya çalışılıyormuş.
Bu nasıl bir sistemdir ki yolunda gitmeyen her durumda insanların aklına darbe yapılacağı iddialarını getiriyor ve bu nasıl bir halktırki elinde bayraklarla utanmadan sıkılmadan “ORDU GÖREVE” deme iğrençliğini gösterebiliyor.
Evet demokrasi oturmamış olabilir,başımızdakiler “ayak takımı” diyerek vatandaşlarını görmezden gelen bir parti olabilir(bunları olağan durumlarmış gibi göstermek değildir amacım); ama bunların tek çözümü neden darbe???
Ordu siyasetten,yargıdan elini çekmediği sürece insanlar bu kuşkuyla yaşamaya devam edecek anlaşılan…
Failler tek tek yakalanıyor ama Deniz Baykal ve bazı belli başlı kişiler bu faillerin avukatlığını yapıyor resmen.. Bu mesele çoook derin ve kafamı bir hayli kurcalar. Bazı kesimlerden bunlara karşı pek bir tepki görmüyorum. Hatta bu yakalanmaları nefretle kınayan insanları görüyorum. Çok berbat bir duruma düşmüşüz ne yazıkki. Ayrıca Bazı Darbe yanlılarıda bu kişileri desteklediğini itiraf etmeden susmayı tercih ediyor…
asi dostum biraz daha sabret biraz daha herşey yoluna otursun ondan sonra daha sağlıklı yorumlarda bulunacagını düşünüyorum… tamam
İddianame Açıklanıyor. İçinden çok tanıdık isimler çıkarsa kimse şaşırmasın…
Utanmazlar, Şimdide Savcıları Soruşturacaklarmış. Şemdinli Davası Savcısı gibi bu davanın da Savcılarını ihraç ederlerse şaşırmamak gerek…
zaten herkes çökertildi bi pkk çökertilemedi. ergenekon diye içeri alınanlar örgüt kurmaktan üyesi olmaktan müebbet aldı ya meclistekileri napıcaz adamlar direk örgütçüyüm diyo ama bişey yapabilen yok. ee tabi koca amerika varken arkalarında onlarada bişey olmaz akapede hayatta kapanmaz olan yine bize olur. zaman kimi haklı çıkarıcak kimi haksız hep beraber göreceğiz şimdilik bu kadar.
Bir DTP gider Bin DTP gelir :-)
Halktan vazgeçtiler…
Geçen gün çok eski bir ahbabım aradı. Benden epey yaşlı, dürüst, saygıdeğer bir insan. Kendi mesleğinde başarılı olmuş, isim yapmış biri. Gür sesiyle, “Ahmet Altan” dedi, “bırak bu gazeteyi, sen gerçek işine, romanlara dön, çünkü sizin istediğiniz hiçbir zaman gerçekleşmeyecek.” “Biz demokrasi istiyoruz, hiç gerçekleşmeyecek olan bu mu?” “Bu bilinçsiz, eğitim ortalaması dört yıl olan, cahil halkla mı demokrasi olacak? Gidip seçtiklerine bak. Buna mı razı olacağız? Hiç mi farkında değilsin gerçeklerin?” “Sizin dediğiniz doğruysa ve seksen yılda Cumhuriyet eğitim düzeyi yüksek, bilinçli bir halk yetiştiremediyse, sizin savunduğunuz sistemde bir hata olduğunu düşünmek gerekmiyor mu? Bu halkın bilinçlenmesi ve demokrasinin olması için bir seksen yıl daha mı beklemeliyiz sizce?” Son zamanlarda buna benzer konuşmaları çok duyuyorum. Üstelik bunlar darbeden bir çıkar uman sahtekârlar değil, dürüst insanlar. Ve, bugün halkla ilgili açıkça söylediklerini, on yıl önce kendi kendilerine bile söyleyemez, utanırlardı. Demokrasiye karşı çıkmak, halkı böylesine aşağılamak, darbe yandaşlığı yapmak, cinayet örgütlerini desteklemek ayıptı o zamanlar. Şimdi ne oldu? Bu vicdanlı insanlar, vicdanlarının bile kirlendiğini nasıl fark edemez hale geldiler? Ayıp duygusu ne zaman biçim değiştirdi? Türkiye hızla değişiyor. Bu değişimin sosyolojik ve ekonomik nedenleri var. Ama bu nedenler, bu insanların ruhlarının değişimini açıklamaya yetmiyor? Büyük bir psikolojik “travmadan” geçmiş olmalılar. Bütün vicdani ölçüleri, ayıp duygularını, utanılacak davranışlar listesini darmadağın edecek bir sarsıntı olmalı bu. Bunun ne olduğunu anlamaya çalışıyorum. Çünkü bu insanların, söylediklerine samimiyetle inandıklarını biliyorum. Bir insanı değil, kalabalık bir grup insanı değiştiren psikolojik bir depremden söz ediyoruz. Dağlıca belgelerini, Ergenekon kanıtlarını, darbe planlarını, cinayetleri görmezden gelmelerine, halktan nefret edip aşağılamalarına yol açacak bir büyük hastalıkla karşı karşıyayız. “Hastalık” sözcüğünü onları iğnelemek ya da üzmek için kullanmıyorum, içtenlikle, inanarak söylüyorum. Onların da, benim ve benim gibi demokrasi isteyenlerin “hastalandığını” düşündüklerini biliyorum. Yılların dostları böylesine ayrı kutuplara düşecek hale geldiyse, biri gerçekten hastalanmış olmalı. Karar vereceğimiz şu: Demokrasi istemek, halkın taleplerine saygı göstermek, darbelere karşı çıkmak, hukuka uygun bir sistemin kurulmasını savunmak, cinayetleri lanetlemek, dünyanın saygıdeğer bir parçası olmayı istemek mi hastalanmak? Yoksa, darbeleri desteklemek, orduyu siyaset içinde tutmaya uğraşmak, hukuku askıya almaya omuz vermek, cinayetleri görmezden gelmek mi hastalanmak? Biz, demokrasinin ve hukukun bu ülkeyi zenginleştirip özgürleştireceğini söylüyoruz. Onlar demokrasinin ve hukukun bu ülkeyi “şeriata” götüreceğini söylüyorlar. Ayrıca bütün “gelişmiş dünyanın” Türkiye’ye düşman olduğuna ve burada bir şeriat düzeni kurulmasını istediğine inanıyorlar. Dünyadan ve kendi halklarından kuşkudalar. Dünyaya ve kendi halklarına düşmanlar. Böyle baktığınızda, sığınacakları darbeden ve cinayetten başka bir yer yok. Onlara göre “şeriat tehlikesi” varsa, her şey mubahtır. Darbe de yapılır, çete de kurulur, adam da vurulur. Geçen gün bu korkuyu taşıyan bir hanıma, korkusunun nedenini sordum, bana “Nişantaşı’na kadar geldiler” dedi. “Geldiler” dediği başı bağlı kadınlar. Başı bağlı kadınlar, başı bağlı olmayanların “bölgesine” girebiliyorsa tehlike büyüyor demekti ona göre. Yüzlerce yıldan beri neredeyse bütün Anadolu’da kadınların başlarını bağlayarak dolaşmaları onu tedirgin etmiyordu, onu telaşlandıran “kendi bölgesine” gelmiş olmalarıydı. Bir de “başörtüsü değil, türban takmış” olmaları. Nişantaşı’nda on tane türbanlı kadın görmek, darbe istemek için haklı bir nedendi. Kendisine benzemeyenden böylesine nefret etmek ve kuşkulanmak sık rastlanan bir durum değil. Bence bu, bir hastalık işareti. Ben bu ülkede bir şeriat tehlikesi olduğuna inanmıyorum, Anadolu’yu sık sık geziyorum, insanlarla konuşuyorum, böyle bir tehlikenin işaretlerine rastlamıyorum. Daha önce de “komünizm” tehlikesini görmemiştim. Bu ülkede bunca yıl yaşadım, hep şeriat tehlikesini, komünizm tehlikesini, bölünme tehlikesini duydum. Hiçbiri gerçekleşmedi. Ama binlerce insan öldürüldü. Ve, defalarca darbe yapıldı. Asker her zaman siyasetin içinde yer aldı, gazeteler askerî bir rejimi destekledi, hâlâ da destekliyorlar. Ve, eski dostlarla yollar ayrılıyor. Biz halka doğru, onlar darbeye ve çetelere doğru yürüyorlar. Galiba değişim böyle bir şey, toplum “bir parçası” hastalanmadan dönüşemiyor. Peki, kimin hastalandığını nereden anlayacağınız? Benim bilebildiğim basit bir ölçü var, bir fikirden değil bir nefretten hareket eden hastalanmış demektir. Nefret hastalandırır çünkü insanı.
Ahmet Altan
demek öyle 1000inide kaparlar o zaman. bizde traş köpüğü bitmez onlar çıkar biz keseriz böyle yoruma böyle cevap verilir. ortada kesinlik kazanmamış çetelerden bahsedenler önce somut terör sorununa çözüm bulacak ondan sonra demogojisine devam edecek.
Zavallı :-)
sitede neden katılım az diye şikayet var nedenide yukarıda genellikle mesaj yazmamaya gayret gösteriyorum çünkü anlamsız bir tartışmaya gidiyor ve herkes kendince haklı diğer dediği kişiyi anlamaya çalışmıyor bana zavallı diyosunya o lafı ancak burda yazabilirsin çünkü karşımda değilsin beni tanımıyorsun ve ne düşündüğümü bilmiyorsun ancak hakaret edebiliyorsun bundan dolayıda hiç birşey çözüme kavuşamıyor. çetelerde çökertilsin terör örgütüde diyorum tek kelime edemiyorsun unutma bu davada örgütte var kapkaçtan, uyuşturucudan, silah tüccarlığından, insanların organlarında beslenenler iyi, demokrasi hak özgürlük istiyor ben zavallıyım onlar kral ben kötüyüm onlar iyi sen hep haklısın ben haksızım. sana bişey söyleyeyimmi ben ülkemi seviyorum yanlışı ile de doğrusu ile de ama bu demek değilki yanlışın arkasındayım ama sen bunu söyleyemezsin neden mi ancak hakaret edebilirsin çünkü kafan o kadar çalışır klavye başında demokrasi savaşı yaparsın. başkalarından alıntı yapma kendi düşündüklerini yazmaya çalış tabi o kadar beynin varsa zavallıymış allahın maymunu.
Zorunamı Gitti :-)
Yanında olsaydım keşke, ama değilim işte şansımız varmış..
Garibim sen yolunu bulmuşsan benim suçum ne? Seninle tartışmamın alemi ne olur? Onca dersten hata çıkaramıyorsan sana elbette Zavallı derim. Bunu sadece ben değil bir sürü insan söyler sana. Ne demek 1000inide kaparlar o zaman. bizde traş köpüğü bitmez onlar çıkar biz keseriz böyle yoruma böyle cevap verilir..
Bugüne kadar defalarca kapattınızda ne oldu? Türkiye kalkındımı? sorunlar çözüldümü? ülkeye demokrasi ve istikrarmı geldi? Yoksa daha gerileremi gitti? Kendinle Dürüst ol..
Sitenin aktif olmadığın sen nerden bileceksin be kardeşim?
Allah’ın Maymunu olmaktan şeref duyarım :-)
DostçaKal
Ergeneconnections…Onlar…
Tuyler urperten bir operasyon diye geciliyor haber basliklarin da..Tum medya olaya kilitlenmis, herkes gelismelerden bir iz suruyor ve o kadar komiktir ki oylesine saskindirlar bi takim yazarlar, dusunurler, halklarin sozde yandaslari ekranlarindan, sozum ona becericiler…
Sok olduk vallahul azim..Ailecek..
Oylesine gizli bir perdeymis ki bu aralanan herkes bir tarafa dagildi, agzi acik haber programlari sunuyorlar.YALAN!
Bu ulkenin icinde yasayip ta sozde ERGENEKON turu yapilanmalardan, cinayetlerden, irza gecmelerden, iskenceci kafatascilardan haberim yok diyenlerin hepsi alenen YALAN soyluyorlar.
Katliam namlularina susturucu olarak gazete gupurlerini takanlardir onlar..Gizli baglantilarin, orgutlenmelerin ve halki silahli silahsiz her turlu cokuntuye iten itlerden haberi olupta olmamis gibi davrananlardir sozum ona dusunurler, yazicilar, yaziciogullari!
Corap sokugu gibi geliyor gelismeler..
Ofisimde oturup haberleri seyrederken icimdeki sevinci nefret duygulari kapliyor. Yillardir masum cocuklarin olumune sebep olanlar, evlatlari analarindan ayiranlar, ekran basinda teror dedikleri, OHAL bolgelerinden fazla maaslari kesintiye ugramasin diye icten ice silahli catismalarin hic bir zaman susmamasini isteyenlerdir onlar.. Onlar ki kendilerinin unutuldugu vakit siradan bir kitapevine bomba atarak, siradan bir dag cobanini oldurup terorist diye lanse edenler, onlar ki halk uzerinde Ataturkcu, Cumhuriyetci, Idealist turu baskilar yaratarak sokaklara dokulmelerini saglayanlardir, onlar yeri gelir musluman mahallesinde salyangoz satanlar, gazimahallesinde kahvehane tarayanlar, kazanci yokusunda halkin uzerine devletin araclari ile bomba atanlardir.
Onlar bu rahatlikla bu topraklarin halkini, acikca pozisyon gostererek ne sekilde sevdiklerini gizlemeden soyleyenler, tarihte tum dunyayi karistiran, gunumuzde de karistirmaya devam eden sovalyelerin uzantilaridir.
Tarih sahnesini okumak ve yasamak arasinda kaldigim donemlerden tanidigim tum simalar, nefretle andigim, lanetledigim tum simalar bugun bir bir karsima cikiyor tv ekranlarinda ve hakettikleri lanet olasi hapishanelere gonderiliyorlar.
Mutluyum! Cunku artik insanlar bugune kadar kimleri bu topraklara nifak tohumlari sactigini bilecekler.Cunku Hrantlari, Denizleri, Mazlumlari ve daha nice renkleri yok edenler tek basina bir renkte, siyahta, karanlikta bogulacaklardir.Cunku halk artik anlayacaktir VATANSEVERLIK ile VATANSEVICI lik arasinda ki farki.
Uzgunum! Cunku hakettikleri yokolustan daha azina maruz kalacaklardir kalacaklari kohnede..Bu hapislik onlara bayram olacaktir Cunku hakettikleri yer DIYARBAKIR CEZAEVI dir. Pisledikleri yerlerdir ceza cekecekleri yerler.Ayni zulumleri hakedenlerdir onlar cunku.Cunku henuz tamami degildir bunlar.Agalar, pasalar henuz son degildir..Daha alinmasi gerekenler vardir.Daha hesap vermesi gerekenler vardir….Allahin belasi kelle avcilaridir onlar, Hanefi Avcilardir, Korkut Ekenlerdir, Ali Elverdilerdir, Haldun Mentesogullaridir, Muhsin Yaziciogullaridir, Mehmet Agarlardir ve daha niceleridir onlar.Bu topraklar uzerinde irkciligida besleyenler, terorude besleyenler, degerli insanlarin yok olmasinida saglayanlardir.
Kendilerine yonelik en hafif bir yanasmada vatani kendilerinin mali olarak gormelerinin en bariz ornegini sergileyenlerdir, Ferhat Sarikayalari yargisiz infaz edenlerdir!
Allah halklara ve ozellikle Halkimiza yasattiklari acilardan dolayi en agir sekilde cezalarini verecektir…
Davanin bu sekilde curetkar ilerlemesinde ki sebep gucler dengesimidir, savci Zekeriya Oz un basarisimi yoksa Meclis Adalet komisyonunun ugrasimidir bilmem….
Tarih sayfalarinda kara kalemlerle kaderleri yazili bu insan musfettelerini o delige tikmakta emegi gecen herkese tesekkurler..
Ergeneconnection…Iletisimde lider….
Chawrase/10.07.2008
Bu yazıyı Chawrase mahlaslı arkadaşımdan alıp paylaşmak istedim..
Dostça
”...Ben Türkiye’nin sonunu görmüyorum, göremiyorum. ..En çok kendilerini vatansever diye tanıtan adamlardan korkacaksın. Bunların vatanı sevdikleri falan yok. Baksana memleketi rezil ettiler ...Ben 82 yaşımdayım. Hayatım boyunca hep mutlu oldum. Hep iyimser biriydim. Hiç kötümser olmadım. Ama ilk kez çok pesimistim(kötümser). Hatta şöyle söyleyeyim 82 yıllık ömrümde Türkiye için hiç bu kadar mutsuz ve kötümser olmamıştım” diyor Yaşar Kemal Türkiye´nin içinde bulunduğu durum için.
ya lütfen arkadaşlar boykot edelim lütfen taraf gazetesini ya da sabahı veya star gazetelerini okumayalım bakın bu gazeteler nasıl çıkıyor bunu birazcık araştırın ya ahmet altan kim ki onun yazılarını yazıyosun sen of delirtme adamı yaa…
Ve beklenen büyük haber bugün Taraf Gazetesinden duyuruldu..
Deniz Baykal Ergenekon’un Örgüt Liderlerindenmiş!
Ergenekon’da Baykal da var
Taraf – Istanbul – 30.07.2008
2003 tarihli MİT raporundaki Ergenekon örgüt şemasını iki hafta önce isim vermeden yazdık. Şema iddianameye girdi ve ek belge olarak da yayımlanacak. Biz de en çarpıcı ismi açıklıyoruz
İHBARLA GELEN MİT RAPORU • MİT 2002’de İstanbul’dan gönderilen ve iki sayfadan oluşan bir ihbar mektubuna dayanarak bir Ergenekon raporu hazırladı. Bir örgüt şeması da içeren rapor Temmuz 2003’te Genelkurmay’a, Kasım 2003’te de Başbakanlığa iletildi. Örgüt şemasında ünlü siyasetçi ve gazeteci isimleri de vardı.
İSİMLERİ BİLİYORDUK AMA… • Taraf 11 temmuzdaki manşetini buna ayırmıştı. “MİT’te Ergenekon’un örgüt şeması var” başlıklı haberde o rapor ve şemadan söz ediliyordu. Ama açıklanıp açıklanmayacağı bilinmeyen belgedeki şemada yer alan siyasetçi, gazeteci ve işadamı isimleri gizli tutulmuştu.
O PARTİ LİDERİ BAYKAL’DI • Ancak o MİT raporundan Ergenekon iddianamesinde açıkça söz ediliyor. Raporun kendisi de iddianamenin eki olarak açıklanacak. Dolayısıyla artık saklı tutmanın anlamı kalmadı: Örgüt şemasındaki siyasi parti lideri, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’dı..
Öcalan: Savcı Öz benimle görüşebilir – 08/08/2008
Ergenekon iddianamesini hazırlayan Savcı Zekeriya Öz’e seslenen Öcalan, “Ergenekon savcısı isterse gelip benimle görüşebilir. Ben bu konudaki bilgilerimi ve görüşlerimi savcıya söyleyebilirim. PKK’ye mal edilmiş dünya kadar şey var. Benim bu konuda görüşlerim alınmalı” dedi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, avukatlarıyla bir araya geldi. Edinilen bilgilere göre, görüşmede yazdığı savunmalara değinen Öcalan, “Savunmamın bir bölümünü bitirdim. İki bölümü daha var. Ortadoğu ve Kürdistan’la, Kürt sorunuyla ilgili bölümler kaldı, onları da yazacağım. Kürt sorunu, yıllardır çözülemeyen büyük bir mesele, bununla ilgili söyleyeceklerim var. Savunmamın temel konuları bunlar olacaktır.” dedi. Son günlerde Türkiye’nin gündemini işgal eden Ergenekon davası ve iddianamesine değinen Öcalan, şunları söyledi: “Ergenekon iddianamesini henüz alamadım. Bana ilişkin kısımlar var. İddianamede bana ilişkin kısımlara cevap veriyorum. Benim bu konudaki düşüncelerim insanlara ulaşmalı. Çünkü insanlar benim bu konudaki düşüncelerimi bilmiyor, beni tanımıyorlar. Burada önemli olan benim bu konudaki düşüncelerimin, görüşlerimin bilinmesi ve farklı çevrelere ulaştırılmasıdır. Benim burada tarihi sorumluluğum var, bunları görerek davranıyorum. Türkiye’deki Ergenekon, 1980’lerde NATO himayesine girerek NATO’yla bütünleşti. Bütün bu yaşananlar NATO’nun denetiminde oldu. Ben bunların çoğunu buradaki görüşmelerimde, hep belirttim. İtalya’daki Gladio, tasfiye edildi. Benzer bir Ergenekon da Yunanistan’da var. Bunların iyi görülmesi ve iyi anlaşılması gerekiyor. Ben bu konuları savunmalarımda daha derinlikli açtım. Bu nedenle benim savunmalarım sadece Türkiye için değil, Avrupa için de önemlidir.”
ERGENEKON KARŞITLIĞINI BİZE ÇEVİRECEKLER
Öcalan, şöyle devam etti: “Ergenekon karşıtlığını, bana ve PKK karşıtlığına çevirmek istiyorlar. Ben bu konuda savunma yapıyorum. Bu benim savunma hakkım. Daha önce Doğan Güreş’in zehirlenmesiyle ilgili olarak askeri savcı gelip benimle görüşmüştü, Ergenekon savcısı isterse gelip benimle görüşebilir. Ben bu konudaki bilgilerimi ve görüşlerimi savcıya söyleyebilirim. PKK’ye mal edilmiş dünya kadar şey var. Benim bu konuda görüşlerim alınmalı. Daha baştan beri ta 1978, daha doğrusu 1976’dan beri PKK’ ye müthiş sızmalar var. Benim üzerime müthiş geldiler; Şahin Baliç, Şahin Dönmez gibiler var. Bu süreç onlar gibilerle başladı. Haki Karer’i katleden örgüt, Antep’teki beş parçacılar vardı, Kawacılar vardı, Kukçular vardı. Beni imha etmek için onlarca girişimde bulundular ama başaramadılar. Bugün de radyodan dinledim, Mehmet Eymür’ler beni imha edebilmek için tünel bile kazmaya çalışmışlar.”
ALMANYA BİNLERCE KİŞİYİ KENDİSİNE BAĞLADI
Güngören’de meydana gelen patlamayı değerlendiren Öcalan, şu çarpıcı hususlara dikkat çekti: “İşte görüyorsunuz, Güngören’deki patlamayı. Bununla Kürt Türk çatışmasını derinleştirmek istiyorlar. Türk-Kürt çatışmasını kışkırtıyorlar. Alman istihbaratı, bu eylemin PKK tarzı olmadığını, eylemin radikal dinci grupların veya derin devletin işi olabileceğini söylüyor. Alman istihbaratı her şeyi bilir. Bu eylemi de kimin yaptığını, içyüzünü biliyorlar. Çünkü kendine bağladıkları var, birçok kişiyi kendilerine bağladılar. Almanya bunların binlercesini himayelerine aldı, kullandı, bugün başlarına bela olmuş durumdadır.
KÜRTLERİ HALLAÇ PAMUĞUNA ÇEVİRDİLER
Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın Türkiye’ye gelmesini de irdeleyen Öcalan, şu görüşlerin altını çizdi: “Şimdi Beşar Esat oraya buraya gidip geliyor, görüşmelerde bulunuyor. Amerika, Ortadoğu’da kovboy politikasını güdüyor. Kürtleri Halaç pamuğuna çevirdiler. Kürtleri denetimleri altına almak için Yekiti-YNK ve KDP’yi kullandılar. Bunlara güç verdiler ama beni kontrol altına alamayınca tasfiye etmeye çalıştılar. Türkiye’de de Şeyh Sait ailesinden bir kesimi kullanıyorlar. Hak-Par’ı bu amaçla kurdular. Bucak Ailesi biliniyor. Bana bu konuda kitap yaz deseler elli ciltlik kitap yazarım. Bu aileyi ikiye böldüler. Bir kısmı Almanya’da Alman istihbaratına sığınmış. İşte Sertaç Bucak biliniyor. Benim açımdan durumu netleşmiş biri. Öbür tarafta bir kısmı da Türkiye’de kalıp devlete sığındılar, Sedat Bucak’a bağlandılar. Sedat Bucak, Susurluk olayına karıştı, öldürülmek istendi. Sedat Bucak’a bağlı binlerce korucu var. Bunlar oturmuş sadece para yiyorlar. Sedat Bucak’ın kendisi bile devlet nezdinde suçlu. Türkiye’de yüz bin civarında korucu var, bunların Türkiye’ye maliyeti bellidir.”
NAMUS KAVRAMI ÜZERİNDE DURUYORUM
Savunmalarında namus olgusu üzerinde durduğunu ifade eden Öcalan, namusla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Ben son bir haftadır, namus kavramına yoğunlaşıyorum. Nasıl bir namus? Bu önemli bir soru. Ben Kürtlerin namus kavramının ne demek olduğunu iyi biliyorum. Namusları için adam öldürüyorlar, namus için cinayet işliyorlar! Bu cinayetleri din adına, töre adına yapıyorlar! Namusları için yapamayacakları bir şey olmadığını söylüyorlar! Hatırlıyorum, köyde İmam Ali vardı, bir gün ben ona, ‘ben bu kadına bakarsam din ne der?’ diye sordum, o da ‘bakabilirsin!’, dedi. Hiç unutmam, annemle küçükken namus üzerine konuşmuştuk. Ben bu konuşmayı hiç unutmam. Ta o zamandandır ben namus kavramı üzerine yoğunlaşıyorum. Nasıl bir namus kavramına cevap arıyorum. Ben bu konuları savunmalarımda da daha derin açtım. Kadın sorununu daha önce de yazmıştım, kadını kavramaya anlamaya çalışan biriyim. Kadınlar da bunu çok yoğun tartışmalı. Nasıl bir namus, nasıl bir kadın? Sorularına cevap aramalı. Kürtlerin namustan ne anladığını ben çok iyi biliyorum. Kürtlerin namus durumu ortadadır. Kürtler üzerinde birçok oyunlar oynanıyor. Bunları iyi görmek gerekiyor. Doğru ve gerçek namus anlayışı, özgürlük için mücadeleden geçer. Bu konuda üç beş kişi doğru bir özgürlük anlayışıyla mücadele etse onlarca kadını arkasından götürecektir. Mücadeleleri güçlenecektir. Ama ben zannetmiyorum DTP içerisinde bile bu düzeye ulaşan kadın olsun.”
ÖZGÜRLEŞMEK İÇİN FELSEFEYİ BİLMEK GEREKİR
“Özgürleşmek için felsefeyi bilmek gerekiyor, tarihi bilmek gerekiyor.” diyen Öcalan, “Beş bin yıldır kadınların tarihen üzeri silinmiştir. Gerçek manada siyaset veya hukukçuluk yapmak için de tarihi ve felsefeyi bilmek gerekiyor. demokratik duruşu göstermek lazım. Bu konuda DTP içerisinde de, hukuk içerisinde de önemli olan demokratik duruşu göstermektir. Bu konuda demokratik duruşunu göstermeli, demokratik eylemliliklerini geliştirmeli. Sorunları aşmak kolay değil. Ben hep söylüyorum kendini yakmak, bu sorunları aşıp, özgürleşmekten daha kolaydır. Ben bu konuda onlarca kitap yazdım. Kadınları anlamaya, kavramaya çalıştım. Bu konuda ısrarlıyım, iddialıyım. Ben erkekler için de söylüyorum, namuslu erkek, birazcık namusu ve onuru varsa kadını anlamaya, dinlemeye çalışırlar. Hiçbir şey yapamıyorsan sadece dinle, dinlemek de önemlidir, bu kadın ne diyor, benden ne istiyor, anlamaya çalış. PKK içerisinden de kaçıp gidenler oldu. Onlarca yıl mücadele ediyorlar, sonra canları sıkılıyor, paralı birine kaçıp gidiyorlar. “Aşk” adına yapıyorlar. Ben kaç zamandır aşka cevap arıyorum. Vardığım sonuç şudur; aşk eşittir ihanet. Aşk yaşadıklarını zannediyorlar ama yaşadıkları şey aşk değil. Aşk yaşadık diye kendilerini kandırıyorlar. Gerçek aşkı yaşamak o kadar kolay değil. Kendime güveniyorum. Benim özgürlük iddiam, aşk iddiam büyük. Ben gerçek aşkı yaşayabileceğime inanıyorum. Bu konuda yetenekliyim. Kadınlara “Siz de kendinize güveniyor musunuz, bu konuda iddialı mısınız, benim aşk anlayışımı kaldırabilecek misiniz?” diyordum. Ama görüyorum ki, bu konuda yeterli değiller. Bu konuda iddialı olmadıkları için de kaçıp gidiyorlar. İşte onlarca yıl mücadele ediyorlar sonra sıkılınca paralı birini bulup peşinden gidiyorlar. Ben bunların arkalarından sadece gülüyorum, çünkü kendilerine yapıyorlar, kendi özgürlük iddialarından vazgeçiyorlar.” şeklinde konuştu.
CİNSİYETÇİLİK İKTİDARCILIKTIR
Öcalan, erkek-kadın olgusu konusunda ise şu ifadelerin altını çizdi: “Erkek, fiziki olarak kadından güçlü olabilir ama kadın kendi meşru savunmasını güçlendirmeli. Ben silah alıp sizi koruyamam ki, her zaman yanınızda olamam. Meşru savunma sadece kadın için değil herkes için geçerli. Ben meşru savunmayı da savunmalarımda açtım. Kadınlar kendi savunmalarını yapsınlar. Artık sokakta bile yürüyemiyorlar. Erkek, isterse bir günde kadının haşatını çıkartabilir. Bunları görüp özgürlük mücadelelerini derinleştirmeliler. Cezaevlerinden kadınların çok yoğun mektupları geliyor. Derinleşme düzeyleri, yoğunlaşmaları iyi ama önemli olan bu düşündüklerini kendi yaşamlarında hayata geçirebilmeleridir. Bu söylediklerini hayata geçirdikleri oranda özgürlük mücadelesi yolunda ilerleyebileceklerdir. Savunmalarımda cinsiyetçilik, milliyetçilik, dincilik ve bilimciliği bir tehlike olarak ifade etmiştim. Cinsiyetçilik, iktidarcılıktır. Cins temelli her şey iktidardır. Cins kavramının olduğu her yerde iktidar vardır. Cinslerin biyolojik olduğunu söylüyorlar, hayır. Cinsiyet, öğretilen bir şeydir. Ben bunu savunmalarımda genişçe açıkladım. Ben savunmalarımda milliyetçilik, dincilik ve bilimciliği(pozitivizm) de değerlendiriyorum. Bunlar tehlikeli anlayışlardır. Bunlardan uzak durmak gerekiyor. Laisizm, dincilik, milliyetçilik, bilimcilik (pozitivizm) siyasal iktidardır. Türkiye’de hiçbir şey ifade etmiyor, içi boştur.”
ERDOĞAN BENİMLE GÖRÜŞSÜN
Başbakan Erdoğan’a seslenen Öcalan, “Ben buradan Erdoğan’a sesleniyorum. Geçmişte Sayın Özal benimle görüşme girişimlerinde bulundu. Yine Erbakan benimle görüşme girişimlerinde bulundu. Hatta ordu içinde bazı kesimler benimle çözüm konusunda görüşmeye çalıştılar. Ben Suriye’deyken Hafız Esat üzerinden çözüm girişimleri oluyordu. Erdoğan isterse çözüm girişimleri yapabilir. Bu çatışmalar, çözümsüz durum, nereye kadar devam edecektir!” diye konuştu.
TARİH VE KÜLTÜR AKADEMELERİ ÖNERMİŞTİM
Aksiyon dergisinde kendisinin Demokratik Cumhuriyet tezi ile ilgili çıkan habere de değinen Öcalan, şu şekilde konuştu. “Aksiyon Dergisi’ni okudum. Bu dergide bana ilişkin haberde Demokratik Cumhuriyet Partisi’ni benim dayattığımı söylüyorlar, bu doğru değildir. Evet, ben Demokratik Cumhuriyet dedim ama benim söylediğim demokratik cumhuriyet, onların yazdığı manadaki demokratik cumhuriyet değildir. Benim demokratik cumhuriyet dememdeki sebep, cumhuriyetin demokratikleşerek çözümün gelişmesine katkı sunmasını sağlamaktır. Türkiye için görüşlerimi yineliyorum. Daha önce Çatı Partisi demiştim. Bu konuda aydın, yazarlar ve demokrat çevreler sorumluluk almalıdır. Ben öyle kimlik ayrımı da yapmıyorum, kendisini bu alan içinde ifade etmek isteyenler yer alabilir. Önemli olan demokratik duruşun gelişmesidir. Brüksel, Belçika da Demokratik Uluslar Konfederasyonu’nu önermiştim. Demokratik Siyaset ve Kültür Akademisini de önermiştim. Bu tür çalışmalar demokratik duruşun gelişmesi için önemlidir. Bu konfederasyon, İstanbul’da da olabilir veya hem İstanbul hem Brüksel’de olabilir. Bu konfederasyonlar, içlerini doldurabilirler. Bu konuda savunmalarımdan herkes faydalanabilir, devlet de faydalanabilir, Avrupa’da faydalanabilir. İran, Irak, Suriye’de demokratik mücadeleler geliştirilebilinir.”
Öcalan, sözlerini “Onlarca arkadaşın mektuplarını aldım. Hepsine selamlarımı iletiyorum. Cezaevlerindekilere selamlarımı iletiyorum. Onların mücadelelerini anlıyorum, değer veriyorum. Benim için kendini yakmalar oldu, oluyor. Benim bu konudaki görüşlerim biliniyor. Özgürlük, özgür yaşam için mücadele etmektir, kendini fiziki imha etmek olmamalı.” diyerek bitirdi.
ANF NEWS AGENCY
| Başlık | Yazan | Cevap | Son Cevap |
0 |
6 saat önce |
||
25 |
1 gün önce |
||
114 |
3 gün önce |